14 Nisan 2015 Salı

İMGE DERGİSİNİN 2.SAYISINA DAİR BİR DENEME-İNCELEME GİRİŞİMİ



cemil aydın


Bir dergi çıkartmak küçümsenecek bir iş değil elbet. Derginin kalitesi ne olursa olsun dergiyi çıkartan(lar) teşvik edilmelidir. Tabi ki bu dergiye hiçbir söz söylenmeyeceği anlamına gelmiyor. Varsa bir eksiklik mutlaka söylenmeli ki ortaya daha iyi işler çıksın. Dergi daha fazla kişinin ilgisini çeksin. Bu çamur atmaktan, heves kırmaktan daha yararlı olur muhakkak.

Ben de elimden geldiğince İmge dergisinin 2.sayısını olumlu-olumsuz yanlarıyla değerlendirmeye çalışacağım.

Yapılan iş her ne olursa olsun öncelikle iyi yanları söylenmelidir, düşüncesinden hareketle derginin iyi yanlarından bahsetmekle başlayacağım değerlendirmeme.

Yunus Kadıoğlu’nun, Melih Sadık Küçüker’in ve Recep Yılmaz’ın şiirleri derinlikli, içli ve yeni anlam alanlarını işaret eden şiirler. Bir şiiri güzel yapan özelliğin de bu olduğuna inanıyorum. Kelimelerin bildiğimiz anlamlarından yola çıkarak bize yeni anlamlar işaret ettirmesi şairi ayrıcalıklı kılan bir meziyet.

Recep Yılmaz’ın “Hicri takvimler, dökecek tek yaprak bulamıyor” dizesi dergiyi okuduktan sonra da kendini hatırlatan güzellikte bir dize.( Okuduğumuz onca şiir, hikâyeden geriye kalan nedir ki zaten? Üç beş şiir, birkaç cümle işte! Önemli olan okuduğumuz anda bizde bıraktığı görüntüler, izler…)

“Gönül Hicretini Gerçekleştiren İtalyan” öyküsü konusu itibariyle oldukça ilginç. Coğrafya insanın kaderdir, sözünün mucizeleştiği bir yaşam öyküsü kaleme almış Eda Hallaç Kaçar. Metnin öykü mü yoksa anı mı olduğuna dair belirgin bir yorum yapamıyoruz. Sanırım buna yazar da yazarken tam karar verememiş olmalı. Keşke “Babaannemin aziz hatırasına” ithafıyla yetinip hikâyede kendini biraz unuttursaydı.

Salep Sevdası öyküsü de derginin ilgi çeken öykülerinden. Kübra Meral’in üslubu hikâyenin konusuyla uyumlu.

Derginin eksikliklerine gelecek olursak…

Öncelikle sayfalar arasındaki yazı karakteri büyüklüğü ve yazı tipi farklılıklarının giderilmesi gerekmekte. Bazı düz yazılarda yazıyı okumayı zorlaştıracak derecede yazım yanlışları göze çarpmakta.

Dergide “Hemingway’dan Yazmak Üzerine 8 Öneri” , “Rilke’den Genç Bir Şaire Mektup” , “Aşıkların Dilinden(Aşık Sümmani ve Erzurumlu Emrah)” başlıklı yazıların yer almaması gerektiğini düşünüyorum. Benim bir okuyucu olarak edebiyat dergisinden beklentim özgün çalışmaları görmektir. Eğer bir yazarın, eserini göreceksem de bunun üzerine birinin yazı yazmasını(eleştiri, deneme-inceleme vd.)beklerim. Dar imkânlarla çıkan dergilerin çoğunda var olan bu problem İmge’de de bulunmakta.

Mehmet Nuri Yardım, 100 Temel Eser başlıklı yazısında başlıkta belirtilen konuya dair görüşlerini ifade ettikten sonra kendi zevkince bir “100 Temel Eser” listesi sunuyor. Buraya kadar her şey makul. İşin tuhaf kısmı bu liste içerisine Mehmet Nuri Yardım, kendisinin yazmış olduğu Edebiyatımızın Güleryüzü eserini de eklemiş. Ben Mehmet Nuri Yardım’dan bu konuda mütevazı davranmasını beklerdim. Bu tavrı benimsemem mümkün değil.

Mehmet Sebih Oruç’un yazmış olduğu “Batı Eleştirisinin Mahiyetine Dair” yazısında, içerik başlıktaki iddiayı taşımıyor. Verilen başlığa göre içeriğin çok kapsamlı olması lazım. Ben daha derinlikli bir yazı beklerdim kendisinden ancak değinmekle iktifa etmiş.

İmge’nin edebiyat dünyasında uzun soluklu olmasını, var olan boşlukları doldurmasını diliyorum. Emek veren arkadaşların gayretlerini artırarak çalışmalarına devam etmeleri gerektiği inancındayım.


İmge’nin yolu açık olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder