Alfabe Fanzin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alfabe Fanzin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2014 Çarşamba

KAYBETTİĞİM DUA



cemil aydın


Benim de çığlıklarım var
Duyurmak istediğimde acılarımı
Dişlerimi dudaklarıma bastıra bastıra
Alnımı çatarak yüreğime sıkıştırdığım acıları
Bağırdığım çığlıklarım

Şimdi yaban bir köyün tepesinde çocukluğum
Uçurumlarda yankılanan sevinçlerime hala hayret ediyorum
Şehirlerde büyüdüm belki
Islak bir güvercini hiç avucuma almadım
Ama hala besmeleyle yatırıyorum çocukluğumu yanıma
Geçen yılları sayıyorum uyurken
Tüm duaları unutuyorum
Şimdi kim ezberleyecek içimdeki yitik duaları
Uçurumdaki yankıları

Rahleler üzerinde okuduğum ayetler şahidim
Annemin dinine iman etmiştim
Ben bile yetmeyeceğim sizi kurtarmaya
Kötü günler yaşanacak, dedi annem
İçimde telaşla büyüttüm o günleri

Şimdi ikindilerde yürüyorum
Çağırıyor bir ses evlerin uzağına
Gizlendiğim yerler düşüyor aklıma
Arıların kovan yaptıkları
Bir saklambaç oyunu daha bozuluyor akşama doğru
Nereye kaçsam geliyor dalgınlığım
Yakalıyor fark etmediğim bir anda

Benim de çığlıklarım var
Duyurmak istediğimde acılarımı
Dişlerimi dudaklarıma bastıra bastıra
Alnımı çatarak yüreğime sıkıştırdığım acıları
Dualara sardığım çığlıklarım.


(Bu şiir Alfabe Fanzin'in Mayıs 2014 12.sayısında yayımlanmıştır.)

6 Mayıs 2014 Salı

UÇSUZ



cemil aydın


—Zamanı durduramayız belki uyuşturabiliriz.
Deneyimsiz bir çiçeğin ezilmemesiyse şans
Şansa bırakabiliriz martılar gibi ömür boyu-

Umutlarım yuvalanır göz kapaklarına
Açılsın denizler gibi derin, uçsuz
Gözlerin, gecede birleşsin tüm renkler
Zaman sen baktıkça alsın ömrümden

Senin olduğun her an yağmur çarpsın ki rüya
Rüyalarım sonsuz, unuttursa da aklım
"Hayat bazen hatırlamadığımızda güzeldir."
Göğsünün boşluğundan söyledim bu sözü

Her güzellik boşluk taşır beraberinde
Sızarım derinlerin(d)e dibi olmayan sarhoşluğumla
Gittikçe küçülürüm, küçüklüğüm gittikçe yakışır bana
.


(Bu şiir Alfabe Fanzin'in 10.sayısında yer almıştır.)


18 Şubat 2014 Salı

ALFABE FANZİN-EDEBİYATTA KADIN SORUŞTURMASI



cemil aydın

Edebiyat çevrelerinde kadının yeri nedir? Hayatın içinde kadının görevi mutfakta yemek yapan doğurgan olması mıdır? Tarihsel süreçte kadının edebiyattaki rolü,erkek egemenliği altında mı gölgelenmiştir? Neden adını bütün dünyaya duyuran edebiyatçıların geneli erkek? Egemen kültürde kadının edebiyatla bağı nedir? Erkek yazar,kadın okur! Ama neden?

Ben kadının başlı başına şiir olduğuna inananlardanım. Bir kadın şair olacaksa da kendine yani şiire yönelmeli. Kadınlığını hissetmeli ve şiirlerinde de kadınlığını hissettirmeli.


Edebiyatın içerisinde bir şekilde kendine yer edinmiş kadın şairlere baktığımızda şiirlerinde dünyaya erkekçe bir bakışla baktığını anlarsınız. Bu bence sorunlu bir durumdur. Şiirde erkek hakimiyeti olduğu doğrudur. İyi şiirleri çoğu kez erkekler yazar, doğrudur. Ancak bu erkek egemen şiirin ürettiğini taklit ederek kendine yer açan kadın şair, sorun zincirine bir halka daha eklemekten başka bir şey yapmamış olur.


(Alfabe Fanzin'in Ocak 2014'te çıkan 7.sayısında yer alan "Edebiyatta Kadın" soruşturmasına verdiğim cevap metnidir)

22 Kasım 2013 Cuma

AYAZ YEMİŞ HATIRALAR



cemil aydın


ıslak çoraplarımın içindeki ayaklarımı
buz tutan bıyıklarımı
şubat ayazını anlatıyorum şimdi


babamı arıyorum saçak altlarında
bekler gibiydi buralarda ölümünü
kardan kaçıp karı seyretmek gibiydi ölüm
kaçışanları seyrediyordum


geçmişini yad eder gibi mahalle kahvelerinde
sessizce oturup soba kenarında
çıtırdayan odunların sesine kulak verip
ısınmayı severek,eldivenlerimi kurutmayı
ayaklarımı dayamayı teneke sobalara
şükretmeyi severek şükretmeyi
üşüyenlere yardım dilemeyi anlatıyorum
Allah'ı çokça,faniliğimi
soğuk savaşları,mülteciliğimi
buz tutmuş hafızam çözülüyor,dilim
aklıma geldikçe anlatıyorum
harabe medreseleri,kiliseleri,mezarları
dedektörleri dolayısıyla defineleri
terk edilmiş köyleri,mayınları
yine dalıp gidiyorum dağların çağrısına
mağaraların karanlığı diyorum
aklımıza benzemiyor mu?


şubat ayazı diyorum
dar sokaklar,kaygan yollar
yarasaların körlüğü,akbabaların pususu
ateşin ululandığı bir mevsimi yaşıyorum


gittikçe evlere gömülüyor şehir
insansızlığımıza müptela kederi sırtlayıp
isyanımızı biliyoruz okkalı küfürlerle
insan kendine gömülüyormuş
gözlerinden okuyorum ölümünü


bileniyorum bırakılmışlığımıza dünyada
ağlamaklı oluyorum hatırlarken
-şiir gibi yaşıyorum-
"bahşedilmenin muhatabı olmak" diyorsun
bileniyorum mesai saatlerine, boş vaatlere
bileniyorum rivayet sayılan yaşanmışlığımıza

şubat ayazını anlatıyorum
kendimi,babamı,uzağı yakın eden yolları
yani türküleri,hüzünlerimizi

uykum heveslerim gibi yarım

(Bu şiir Alfabe Fanzin'in Kasım 2013 sayısında yayınlanmıştır)